Thursday, August 23, 2007

TARHANA




Bugünlerde eve geldiğimde kapıdan girer girmez ekşimsi hoş bir maya kokusu beni karşılıyor.Bu, birkaç gün önce yaptığım ve kuruma aşamasına gelmiş tarhananın kokusu.Her ne kadar evde tarhana çorbası pek sevilmese de ben besleyici değeri ve pratikliği açısından her yaz mutlaka yapmaya çalışıyorum.Özellikle çoçuklar için kıymalı tarhana çorbası tam bir besin kaynağı ve sıklıkla tüketilmesi gerekiyor.İnternette yaptığım araştırmalar sonucu elde ettiğim bilgiler ışığında biraz da tarhananın tarihçesinden bahsetmek istiyorum.Eminim siz de keyifle okuyacaksınız.
Türk mutfağının tanınmış bir yiyeceği olan ve sabah kahvaltıları dahil her öğün yenebilen tarhana çorbasının kökeni Orta Asya Türklerine dayanmaktadır.Türkler, yaşadıkları coğrafyanın iklim şartlarından ve göçebe yaşam stillerinden her türlü yiyeceği kurutarak saklamaya çalışmışlar ve yoğurdun saklanması için de tarhana çorbasını bulmuşlardır. Böylece, belki de dünyada ilk hazır çorbasını keşfetmiş olmuşlardır.Önemli bölümü yoğurttan oluşan tarhana çorbası besleyici olduğu kadar kuru toz şeklinde olduğu için uzun süre de saklanabilir. Yaygın olan bir söylenceye göre tarhana çorbasının öyküsü şöyledir: Vaktiyle bir hükümdar, bir fakir evine misafir olmuş. Kendisine ikram edilen çorbayı çok sevip, ev sahiplerine övgüde bulunarak "bu ne çorbası" diye sorunca, çorbayı hazırlayan kadın "Dar Hane çorbasıdır, kusura bakmayın" şeklinde yanıt vermiş. Bu hoş öykünün gerçekliği ne denli tartışmalı olursa olsun, kimi zaman darhane çorbası tarhana ismi yerine kullanılagelmiştir.
Tarhana, buğday ürünlerinin yoğurt veya ekşi süt katılarak laktik asit fermantasyonuna bırakılması yöntemi ile elde edilir. Türkiye’de hem yapısal anlamda, hem de farklı katkı kullanımı bakımından birçok çeşidi üretiliyor. Buğday ürünleri denince bunların ne olduğunu sıralamak gerekir. Kabuğu sıyrılmış buğday kırması, un ve bayatlamış ekmekten yapılabilen tarhanalar, yörelere göre farklı çeşitlerde hazırlanıyor. Bayat ekmekten yapılan tarhananın ismi ise, Osmanlı’da ‘hünkâr tarhanası’ydı. Bu çeşit, daha sonra halk diline ‘yalancı tarhana’ olarak yerleşmiştir. Aslında yokluk dönemlerinde elde kalan ekmek parçalarını değerlendirmek düşüncesinden yola çıkılarak keşfedilmiş bir yöntemdir bu. ‘Hünkâr tarhanası’ adı da hünkar fodlasından (somunu) kaynaklanır. Beyaz un kullanımı, Batı’dan Osmanlı sarayına gelmiştir; sadece saray erkanı yediği için de hünkâr fodlası adını almıştır. Sıradan bir ürün haline geldikten sonra bile bu isim, uzun dönem halk tarafından kullanılmıştır. Bu nedenle bu ekmekten yapılan tarhananın adı ‘hünkâr tarhanası’ olarak bilinmektedir; yoksa sarayda yapılan tarhanayı ifade etmez. Sarayda yapılan tarhana un tarhanasıdır ve pişirildikten sonra içine lüle kaymak salınır.
Benim sizlere vereceğim tarif bizim ailede uygulanan yöntem.İnanın ki yapması o kadar da zor değil özellikle küçük çocukları olanlara şimdiden yapmaları konusunda ısrar ediyorum.
Malzemeler:
1 kg süzme yoğurt
3-4 adet domates
5-6 adet yeşil biber (çocukları olanlar tatlı kullansınlar lütfen)
3-4 adet kırmızı salçalık biber
yarım demet maydanoz
yarım demet taze nane
3 adet kuru soğan
alabildiği kadar un
tuz
Yoğurt, un ve tuz hariç tüm sebzeler kabaca doğranıp düdüklü tencerede 1 bardak su ilavesiyle 15-20 dakika pişirilir. Soğuyunca içine yoğurt ve tuz eklenip karıştırılır.Un ilavesi yapılarak hamur haline getirilir.Üzerine temiz bir bez örtülüp mayalanmaya bırakın.Sıcak günlerde 6-7 günde mayalanma işi tamamlanacaktır.Önemli bir nokta her gün tarhananıza bir iki yumruk atıp yoğurmanız gerekir bu da mayalanma esnasında oluşan gazların dışarı çıkmasını sağlayacaktır.Tarhananızın ekşi kokusunu hissetiğiniz ve küçücük bir parçasının tadına baktıp da o ekşimsi tadı aldığınızda tarhananız kuruma aşmasına geçmeye hazır demektir.Bundan sonra küçük toplar yaparak gölgede(evde müsait bir odada) temiz bir bezin üstüne sererek tarhanaları kurutmaya başlıyoruz.Çabuk kuruması için arada kontrol ederk yaptığımız topları ikiye üçe bölebiliriz.Burada da tarhananın çok kuruyup sertleşmesine izin vermeden robotta un haline gelene kadar çekioruz.Nemli olbileceğinden topaklanmalar olabilir, tekrar serip birkaç gün daha kurutuyoruz ve en son bir kez daha robottan geçirip saklıyoruz.Tarhananız hazır artık.


TARHANA ÇORBASI

Tarhana çorbasını ise birkaç değişik şekilde yapabilirsiniz.Benim favorilerim kıymalı ve zencefilli olanlar.İkisi içinde yapılacak ilk işlem yaklaşık 2 çorba kaşığı tarhanayı(ben az miktarda yapıp hemen tüketmeyi seviyorum.) pişirme yapmadan en az yarım saat önce bir bardak soğuk suyla ıslatmak.daha sonra tencereye yağı alıyoruz içine bir miktar kıyma koyup kavuruyoruz.Ardından minnacık doğranmış yeşil biber ve sarmısağı ekleyip biraz daha kavuruyoruz ve salçasını ekliyoruz . Üzerine ıslattığımız tarhanayı ve bir miktar daha suyu ekleyip kaynatıyoruz.Tarhana çorbamız hazır oluyor.Zencefilli tarhana çorbası içinse yağ ve salçayı kavurduktan sonra ıslattığımız tarhana ve suyu ekleyip kaynatıyoruz.Pişmeye yakın 1 çay kaşığı toz zencefil ekleyip altını kapatıyoruz.Afiyet Olsun!

Friday, August 17, 2007

ŞEFTALİLİ TART



Bugünlerde bloglarda bol miktarda şeftalili tart tarifine rastlıyoruz.Ben de Hanimiş' in tartla iligili verdiği tarifler ve bilgiler ışığında bir tart yaptım.Hanimişin tarifine buradan ulaşabilirsiniz:


Dikkat edilmesi gereken noktalar 1-tart hamurunun iyice pişirilmesi , ben yanacak diye korktuğum için az pişirmişim.2-dolgu kremasının çok katı olması zira üzerine şeftaliler dizilince kremayı sulandırıyor, krema katı olmazsa kesilip servis yapılırken şekil bozuluyor.3-üzerine jöle sürülürse çok daha iyi olur.Ben daha doğal olsun diye bif fırça yardımıyla kayısı reçeli sürmüştüm.görünüm hoş oldu, parlaklığı iyiydi fakat jöle olsa şeftaliler kremaya daha iyi sabitlenirdi.Misafirleriniz için yapacaksanız tart jölesi kullanabilirsiniz.
tart hamuru tarifi hanimşten aynen uyguladım:
1,5 bardak
60 gr pudra şekeri (1/2 bardak)-
Bir cimdik tuz
125 gr tereyağı (çok soğuk ve küp küp doğranmış olmalı)
1 büyük boy yumurtanın sarısı (buzdolabından yeni çıkmış ve soğuk olmalı)
tüm hamuru hızlıca hemen yoğurup bir tart kalıbı veya kelepçeli kek kalıbına elimizle yayılır.Kenerlar düzeltilir.Aliminyum folyonun parlak kısmı yağlanıp hamurun üzeri kaplanır.Kabarmaması için üzerine kuru fasulyeler koyulur.190C de pişirilir.Fırından çıkarılıp soğumaya bırakılır.Bu esnada dolgu kreması hazırlanır.
Kremada hanimişin tarifinden bazı değişiklikler yaptım:
- 1/2 kg süt
- 3 tane büyük boy yumurtanın sarısı
- 115 gr tozşeker (1/2 bardak)
-1 yemek kaşığı mısır nişastası
-2 yemek kaşığı tepeleme un
- vanilya
yumurta,şeker, nişasta, un karıştırılıp azar azar süt eklenir.iyice koyuluncaya kadar pişirilir.Pişirme esnasında sürekli karıştırılır böylece harika bir kıvam ve dokuya sahip oluyor.Altı kapatılıp soğumaya bırakılır.Soğurken de ara ara karıştırılır.Tart hamurunun iç yüzeyine kremadan ıslanmaması için kayısı marmelatı sürülür(hafifçe). İyice soğuyunca soğumuş tart hamurunun içi kremayla doldurulur.Üzerine kabukları soyulmuş ve dilimlenmiş şeftaliler dizilir.Ben bir silikon fırça yardımıyla şeftalilerin üzerine kayısı marmelatı sürüdüm fakat tart jölesi de sürülebilir. Afiyet Olsun!

Tuesday, July 31, 2007

TATİL ANILARI

Temmuz ayında güneye 5 günlük bir kaçamak yapmıştık.Oradan kalan hatıralar da işte bunlar...


Bir dizi tarifsiz yemekler

İTALYAN MUTFAĞINDAN:
küçük ekmek dilimleri üzerinde domates sosu


pesto soslu mozarella ve domates dilimleri


domates soslu ravioli (içi peynir ve ceviz dolu)



papates püresi ve ıspanak ile tavuk biftek



krokanlı vişne soslu sütlü tatlı




orman meyveli dondurmalı tatlı





OSMANLI MUTFAĞINDAN:



mezeler




semiz otlu ,kurutulmuş domatesli salata




kuzu kaburga dolma

LOKUMLU KURABİYE





Bu kurabiyeleri yapalı yaklaşık 1 ay oldu ama bir türlü yazamamıştım.Bu benim ilk icingli kurabiye denemem olduğu için basit bir süsleme yaptım.
malzemeler:
1 yumurta
150 g tereyağı veya margarin
1 su bardağı pudra şekeri
1 çay bardağı nişasta
kabartma tozu
vanilya
alabildiği kadar un
içi için:
güllü lokum
icing süsleme için:
1 bardak pudra şekeri
2 yemek kaşığı limon suyu
1 yumurta beyazı
gıda boyası
kurabiye hamuru için verilen tüm malzemeler yoğurulur.küçük küçük toplar haline getirilen hamurlar avucunuzun içinde açılıp önceden 4-5 parçaya bölünmüş lokumlar arasına koyulup üzerine katlanır.Tepsiye böylelikle dizildikten sonra 175C de pişirilir.Bu arada süsleme için pudra şekeri,yumurta beyazı ve limon suyu iyice çırpılır.İstenilen renkte gıda boyaları ile renklendirilir.Fırından çıkan kurabiyeler soğuduktan sonra icing ile süslenir. İcing çok çabuk kuruduğu için kurabiyeler soğumaya yüz tutarken hazırlanması uygun olur.Ben hazırladığım icingi yağlı kağıttan yaptığım hunilerin içine doldurarak üzerlerine sıktım.Siz de değişik şekillerde süslemeler yapabilirsiniz.

KREM KARAMEL


Krem karamelin orjinal tarifi hepinizinde bildiği gibi bol yumurtalıdır. Ama ben o çok yumurtalı tadı sevmediğimden annemin yaptığı bu şekilde yapıyorum ve daha çok seviyorum.

karamel sos için:

1 bardak şeker

muhallebi için :

1 lt süt

1 yumurta

2 çorba kaşığı un

1 portakal kabuğu rendesi

1 tatlı kaşığı nişasta

1 bardaktan 1 parmak eksik şeker

vanilya

1 bardak şeker yakılıp krem karameli yapacağımız kaselere azar azar boşaltılır.Diğer bir kapta un,nişasta,yumurta karıştırılır azar azar süt eklenir, muhallebi kıvamında pişirilir.Şeker,portakal kabuğu ve vanilya eklenip karamelli kaplara boşaltılır.Soğuyunca buzdolabına alınır tercihen buzdolabında bir gece bekletilip ters çevirilerek servis edilir.Buzdolabında bekledikçe karamel iyice çözünüyor; sanırım bu püf noktası.Afiyet olsun.

Tuesday, July 17, 2007

Regaip Kandili, Şivlilik ve Fener Alayı










Üç ayların başlangıcı olan Recep ayının ilk perşembesini cumaya bağlayan gece Regaip kandilidir.Regaip kelime olarak elde edilmesi arzu edilen değerler anlamına geliyor.Allah bu mübarek gecede kullarına bol bol rahmet ettiği için bu adı almıştır.Buradan herkesin Regaip kandilinin rahmet dolu geçmesini diliyorum.Regaip kandilinde sanırım sadece Konya'ya ait olan bazı gelenekler vardır. Çocuklar bu kandili Perşembe gününden bir önceki gece yani çarşamba gecesi kutlamaya başlarlar.Akşam olunca sokaklarda küçük çocuklar mumlarını yaktıkları kağıt fenerlerle dolaşırlar ve daha sonra oyunlar oynarlar. Eskiden daha büyük çocuklar lastik yakıp üstlerinden atlarlarmış ama artık bu fazla görülmemektedir.Perşembe günü sabahı ise bayanlar pişi isimli yağda kızartılmış mayalı hamuru yaparlar ve bütün komşularına dağıtırlar. Eskiden yapılan pişiler çok daha değişik ve lezzetliydi.Çocukken yediğim babaannemin yaptığı pişileri unutamam.En önemli fark kızartmada kullanılan yağ idi. Ufak bezeler halinde tutulan pişi şırlanyağı da denilen susam yağında kızartılarak pişirilirdi. Önceden yapılmış yufkalar biraz sulanarak nemlendirilir ve her yufkanın içine bir adet bişi sarılarak, yufka bohça gibi dürülürdü. Pişinin yağı, yufkaları yağlandırırdı.Ayrıca pişinin hamuruna kenevir ve dövülmüş karanfil de koyulurdu. Şu an bazı yöresel yiyecekler satan yerlerde susam yağı bulunabiliyor. Fakat litresi 20 YTL civarında olduğu için sürekli kullanımdan çıkmış durumda.Bulabilenlere bu yağda hamuru kızartmalarını şiddetle tavsiye ederim, lezzet farkını hemen fark edeceklerdir.
Çocuklar ise perşembe sabahı ellerine birer poşet alıp ev ev dolaşırlar."ŞİVLİLİK" diye bağırırlar ve ev sahipleri önceden hazırladıkları şeker, çikolata ,gofret, üzüm, leblebi ve benzeri hediyeleri çocuklara vererek onları sevindirir.Bu adetin Konyada yüzyıllardır da var olduğu söylenmektedir.

Tuesday, July 3, 2007

kuş yuvasında köfte






Bizim evde köfte kurtarıcı bir yemektir hem de çocuklara et yedirmenin en kolay yoludur.Bu tarifi bir dergide okumuştum.Lezzet dergisi olabilir , çok üzgünüm hatırlayamıyorum. Şekil olarak çok hoşuma gitmişti.Ama tarif ve malzemeler aklımda kalmamış ben kendi yorumumla yaptım.
köfte için:
500g kıyma
bayat ekmek içi
1 adet rendelenmiş soğan
kekik
karabiber
tuz
patates püresi için:
3-5 tane haşlanmış patates
1 çay bardağı ince bulgur
1 yumurta
tuz
Önce köfte için tüm malzemeler yoğurulup küçük küçük toplar yapılır ve yağda kızartılır.Patatesler ezilip püre haline getirilir .Diğer malzemeler eklenip 10-15 dakika beklenir zira yumurta patates püresini cıvıklaştırıyor şekil vermek zor olacağından bekleyip bulgur o ıslaklığı almalıve şekil verme kıvamına gelmelidir.Daha sonra patateslerden toplar yapılıp ortası oyulur. Isıya dayanıklı altı yağlanmış bir kaba dizilip 10-15 dakika fırında pişirilir. Daha sonra oyuklara köfteler yerleştirilir. Yağ ve salça kavurulup azıcık su ilavesi ile köftelerin üzerine gezdirilip fırında 5 dakika daha tutulur. Sıcak servis edilir.Fotoğraflar köftelerin salçasız hali ben salçalı yapmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.


KEKİKLİ PİDE



Pazar kahvaltıları için kolay bir alternatif.Bloglarda buna benzer birşeyler okumuştum ama tam bir tarif de aklımda yoktu.Ben de kendime göre birşeyler yaptım.Sabah fırından aldığım hazır ekmek hamurunu zeytinyağı ile yağlanmış tepsiye elimle ince bir tabaka halinde yaydım.Siz hamuru kendiniz de mayalayabilirsiniz.Diğer bir kapta bolca taze kekik, biber salçası, doğranmış sarmısak ve zeytinyağını karıştırıp hamurun üzerine sürdüm.200C lik fırında pişirdim.Siz bunu değişik malzemelerle de deneyebilirsiniz.

Sunday, June 24, 2007

bloglardan denediklerim-çikolatalı kek


Portakal ağacı Hatice nin bu tarifini geçenlerde denedim.Hayatımda bu kadar güzel bir keki hiç yapmadım diyebilirim.Yukarıdaki fotoğraf çok acemice oldu kesinlikle kekin güzelliğini yansıtmıyor, sizi kandırmasın.Gerçekten harika oldu.Tadı süper ,kabarması güzel,kıvamı harika.Lütfen DENEYİN!!!
http://www.portakalagaci.com/oburcuk/2006/03/yourtlu_ve_ikol.html

Wednesday, June 20, 2007

yalancı suşi



Bu tarif Oktay Usta'ya ait.Yakalşık 2 ay önce falan sanırım Sabah gazetesi için hazırladığı yemek kitapçıklarının birinde okumuştum.O günden beri aklımdaydı.Pazarda pazıları görünce hemen denemeye karar verdim.



malzemeler:
1 demet pazı
3-5 tane haşlanmış patates
közlenmiş kırmızı biber sosu (siz kendisini de kullanabilirsiniz)
tuz ,karabiber
yoğurt
sarmısak
zeytinyağı
yapılışı:
pazıların yapraklarını kesip alın.Kaynar suya batırıp çıkararak hafifçe haşlayın.Patatesleri soyup ezin, püre haline gelsin.Tuz ,karabiber ve zeytinyağı ile tatlandıralım.Ben Penguenin hazır közlenmiş kırmızı biber sosunu kullandım.Siz közlenmiş kırmızı biberin kendisini veya hazırlamış olduğunuz böyle bir sosu da kullanabilirsiniz.Haşlanmış pazı yapraklarını kesme tahtası üzerine yayıyoruz.Patates püresini pazı yapraklarının her tarafını kaplayacak şekilde yarım santimetre kalınlıkta yayıyoruz.üstüne kırmızı biber sosunu yayıp rulo halinde sarıyoruz.Yaptığımız bu ruloyu 3-5 santimetre kalınlıkta dilimliyoruz. Yoğurt ve sarmısağı karıştırıp bir kase içinde veya tabağın ortasına dökerek suşilerin sosu anlamında servis yapıyoruz.



Friday, June 15, 2007

çilekli tarifler

çilekli kek:

Bu tarifi ilk defa Devletşahın sitesinde okudum, kendisi kuru çilek ile yapmıştı ama siz taze çilekle de deneyebilirsiniz diyordu.Ben de bu tarifte taze çilek kullandım.Tarifi şöyle idi:

1 su bardağı minik doğranmış veya hafifçe robottan geçirilmiş çilek

1/2 su bardağı süt

1/2 su bardağı sıvı yağ

3 yumurta

1 paket çilekli puding

2 -3 su bardağı un

1 su bardağı şeker

1 paket kabartma tozu

Kek bilinen usulde yapılıyor.Önce yumurtalarla şeker çırpılıp diğer malzemeler iyice karıştırılıp pişiriliyor.Yalnız dikkat etmeniz gereken nokta çilekler pişerken de sulandığı için kek hamuru bilinen usulden oldukça koyu kıvamlı olmalı.Un miktarını ona göre ayarlayın170c ye ısıtılmış fırına verilip 15 dakika sonra 150c ye düşürüp içi iyice pişinceye kadar pişirin.



çilekli puding:

750ml süt

1 kase doğranmış çilek

1 tepeleme yemek kaşığı un

1 tepeleme yemek kaşığı nişasta

1 tatlı kaşığı pirinç unu

1 su bardağı şeker

Şeker hariç kuru malzemeleri karıştırın yavaş yavaş sütü ekleyin topaklanmasın.Çilekleri ekleyin ve pişirin .Kaynayınca sütü de ekleyin biraz daha pişirip ocaği kapatın ve kaselere boşaltın.



çilek soslu su muhallebisi:
1 lt. süt
2,5 çay bardağı nişasta
1 bardak şeker
1 paket vanilya
sos:
1 kase doğranmış çilek
1 kaşık nişasta
1 çay bardağı şeker
sos için tüm malzemeler pişirilir.ıslak kek kalıbına dökülüp soğuması beklenir.bu arada süt kaynamaya bırakılır.Nişasta az miktar su ile ezilip süte eklenir . Kaynamaya yakın şeker ilave edilir. koyulaşınca çilekli sosun üzerine dökülür.soğuyunca ters çevirilip servis edilir.

Wednesday, June 6, 2007

ÇİLEK


Baharın müjdecisi olan bu harika meyveyi sevmeyen yoktur herhalde.(alerjisi olanlar sevmeyebilir sanırım)İlk kez 18.yy da Frezier adlı bir Fransız askerin Şili'den dönüşünde tadına doyamadığı bu meyveyi Fransa'ya getirmesi ile dünyaya yayılmış olan çileğin şu an dünyada 600 çeşidi bulunmaktaymış.Ülkemizde ise 6 çeşidi yetişiyor:frenk çileği, sera çileği, arnavutköy çileği, bursa çileği, ereğli osmanlı çileği ve yabani çilek .Bol C vitamini içeriyor ve bir antioksidan deposu olan çileğin bağışıklık sistemini güçlendirip kansere karşı koruyucu özelliği var.Bu çok faydalı meyveyi mevsimi içinde bol bol tüketmeliyiz.Yalnız hepinizin de bildiği gibi buzdolabında çok fazla saklamıyoruz bunun için de çilek satın alırken canlı kırmızı renkli ve lekesiz olanları seçip saplarını koparmadan ve yıkamadan geniş bir kapta buzdolabında saklarsak ömrünü uzatmış oluruz.Son zamanlarda her hafta çilekli tarifler denedim hepsi de çok güzel oldu.Şimdi resimlerini yayınlıyorum, yakında da tarifleri gelecek.

Sunday, June 3, 2007

çilek soslu su muhallebisi






çilekli puding



etli enginar dolması

Enginar bizim buralarda pek bilinen bir sebze değildir. Son yıllarda marketlerde , pazarlarda kolaylıkla bulunabilmesine rağmen benim çocukluk yıllarımda hiç yoktu.Ben de enginarı hayatımda ilk defa bu sene pişirip yedim .Gerçi geçen sene de bir pişirme denemem olmuştu fakat o kadar çok limon suyu ve un koymuşum ki hepsini atmak zorunda kaldım.Ama bu sene bu işi öğrendim.Zeytinyağlısı, etlisi hepsini yapıp afiyetle yedik.A ve C vitaminlerinin yanında kalsiyum, potasyum, demir, manganez, fosfor gibi mineraller ihtiva eden enginarın safrayı uyarıcı (kloretik), idrar söktürücü (diüretik), kolestrol düşürücü (hipokolesterolemik) ve kan yağı seviyesini düşürücü (antilipidemik) etkisi bulunuyor. Özellikle yaprakları çok faydalı.Bu yüzden burada benim yaptığım gibi tüm olarak pişirilen tariflerle tüketilmesini tavsiye ederim.Fakat bu şekilde yemek bazılarına zor gelebilir.
Nasıl pişirdiğimize gelince ....Öncelikle bildiğiniz gibi, sevdiğiniz oranlarda pirinç, kıyma, kuru soğan ,tuz ve karabiber karıştırılarak klasik dolmalık iç hazırlanır.Enginarların sapı , enginar dik olrak oturacak şekilde düzgünce kesilir.Enginar yapraklarının araları açılarak iyice yıkanır. Dolmalık iç yaprak aralarına bolca doldurulur.Tencere dibine salçalı yağ kavrulur.Enginar dizilir biraz su ilavesiyle pişirilir.
Nasıl yiyeceğimize gelince... Öncelikle yapraklar tek tek koparılır , yaprakların dibindeki etli kısımlar ağızda koparılıp yenir.Yapraklar bitince ortadaki tüylü kısım açığa çıkar, bu kısım kaşıkla alttan kaldırılarak kolayca alınıp atılır ; bu tüylü kısım yenmez. Şimdi altaki çanak kısmını afiyetle yiyebirsiniz.

semizotu salatası

Şimdiye kadar semiz otunu hep sarmısaklı tariflerde kullanmıştım.Yogurtlandde bu tarifi okuyunca hemen denemeye karar verdim. Semiz otu ve kuru soğan birbirine oldukça yakışmıştı. Doğranmış domates ve salatalık, yaprakları ve ince dalları ayıklanmış semizotu, kuru soğan ve üzerine tuz, limon suyu, zeytinyağı ve de son olarak sumak.Gerçek bir omega-3 deposu olan semiz otunu özellikle çiğ olarak salata halinde tüketmek oldukça faydalı ve çok değişik salata tarifleri yapmak mümkün.Afiyet olsun.
Orjinal tarif için buraya bakabilirsiniz: http://www.yogurtland.com/turkce/2006/06/20/semizotu-salatasi/


Friday, May 25, 2007

incir reçeli


Geçenlerde Tijen İnaltongun sayfasını okuyordum.Bir zamanlar incir reçeli yaptığından bahsediyordu.İncir reçeline bayılırım, o harika kokusu ve tadı.... Ama incir bizim buralarda yetişmediğinden ham incir de olmaz ve incir reçeli yapmayı da bilmeyiz.Bu yüzden hemen yorumlar kısmına yazıp Tijen Hanım'a incir reçelini nasıl yaptığını sordum.O da sağolsun hemen cevap yazmış.Fakat iş ham incir bulmaktaydı.Şans bu ya babam o sırada Ayvalık'taydı ve 1 hafta içinde dönecekti.kendisinden gelirken bana biraz ham incir getirmesini rica ettim. O da gerçekten gelirken getirmiş.Annem incirleri görünce babama nerden aldığını sordu.:Babam da arka bahçedeki incir ağacından topladığını söyleyince annem bana döndü ve o incir ağacının yabani incir ağacı olduğunu ve ondan reçel olmayacağını boşuna uğraşmamam gerektiğini söyledi.İncirleri aldım elime şöyle bir kokladım hatta bir tanesini parçaladım içine baktım gayet iyi görünüyordu , kokusu da güzeldi.Kafayı takmıştım.İlla ki yapacaktım , şansımı denemeye karar verdim.Nitekim denedim de... SONUÇ: Mükemmeldi.Gerçekten çok güzel oldu.Kokusu, tadı önceden yediğim incir reçellerinin aynısı idi.İncirler reçelde kullanılanlardan biraz büyük olmasına rağmen güzel oldu.Gelelim tarifine:İncirleri alacalı olarak soydum ve üstleri çatalla minik minik deldim. Sonra bir tencereye aldım ve üstlerini suyla doldurdum.Kaynayınca altını kapattım, suyunu süzdüm.Soğuyunca incirleri elimle hafifçe sıkıp içindeki acı suyunu atmasını sağladım.Bu işlemi 3 kez tekrar ettikten sonra 4 bardak şeker ve 4 bardak su ile şerbet hazırladım. İçine de incirleri attım; ocağın altını kısıp incirler içine şerbeti iyice çekene kadar yaklaşık 20 dak. pişirdim.



Friday, May 18, 2007

sirken kavurması








Yine kayınvalidemin bahçesinden topladığı sirkenler...Sirken de çok faydalı bir bitki.
Askaridol bakımından zengin ve kurt düşürücü. İçeriğinden dolayı kan temizleyici ve bağırsak yumuşatıcı ,kabızlığa iyi geliyor .Yaraların çabuk iyileşmesini sağlıyor. Egzema ve göz iltihabına karşı da kullanılmakta. Toprak üstü kısımları ıspanak gibi yeniyor. Ispanağa göre daha az asitli sanırım bu yüzden de bence tadı ıspanaktan daha güzel.
Bunun kavurması ise şöyle yapılıyor: Yıkanan sirkenler önce çok az suyla haşlanıyor .Diyeceksiniz ki haşlanıp pişirilince vitamin kaybı olmuyor mu? Sanırım oluyordur ama bana böyle tarif edildiği için bu şekilde pişirdim, bir daha bu ottan bulduğumda haşlamadan deneyeceğim. haşladıktan sonra hafif soğuyunca doğranıyor. Büyük bir baş kuru soğan yağda kavrulduktan sonra sirkenler atılıp suyunu çekene dek biraz pişiriliyor.Üstüne yumurta kırarak veya yoğurtla tüketebilirsiniz.
Sizin de bu otlarla yaptığınız değişik yemekleriniz varsa lütfen yazın.


ebegümeci sarması










Hafta sonu Karaman'daydık. Baharla beraber kayınvalidemin bahçesi yemyeşil olmuştu. Ordan benim için ebegümeci ve sirken topladı.Ne yazık ki fotoğraf makinemi evde unuttuğum için bahçede bu otları görüntüleyemedim.Esasında bu bitkilerin pişmemiş hallerini bilgi vermesi açısından blogumda sunmayı çok isitiyordum. Ancak eve gelince ve bir gün de buzdolabında bekledikten sonra fotoğrafını çekebildim.Ebegümeci hakkında biraz araştırma yaptım ve İ.Ü. Eczacılık Fakültesi öğretim üyelerinden tüm türkiye çapında farmakognozi alanında bir duayen olan Asuman Baytop Hoca'nın Türkiye 'de Bitkilerle Tedavi isimli kitabından alınma değerli bilgiler elde ettim.Şöyle denmektedir:
Müsilaj (%15-20), glikoz ve pektin
içermektedir. İçerdiği müsilaj nedeniyle koruyucu ve
yumuşatıcı etkiye sahiptir. Solunum ve sindirim sistemi
tahrişleri ve iltihaplanmalarda koruyucu olarak
kullanılmaktadır. Cilt üzerindeki çıban ve yaraların
ağrılarını dindirici etkiye sahiptir. Ayrıca boğaz ağrıları, diş
ve ağız iltihaplanmalarına karşı gargara şeklinde
uygulanmaktadır. Ege Bölgesi’nde çay ve sebze olarak
tüketilmektedir .
Yine Ege Üniversitesinde yapılan bir araştırmada halk arasında demir deposu olarak bilinen ıspanağın 100gr ında 1.6mg demir bulunurken ebegümecinin 100g da 38 mg demir bulunduğu tesbit edilmiş olduğunu da okudum.
Ebegümeci sarmasının yapılışı ise diğer sarmalara benzer şekilde.Kaynayan suya yaprakları batırıp çıkarıyoruz.Bu arada kıyma, pirinç, kuru soğan , sarmısak tuz ve karabiberle içini hazırlayıp sarıyoruz.Tencerenin dibine salçalı yağ hazırlayıp sarılan sarmaları diziyoruz biraz su ilave ediyoruz. En üste küçük bir cam tabak kapatıp pişiriyoruz.






Tuesday, May 1, 2007

kabaklı krep böreği


Kabak benim en sevdiğim sebze . onunla ne yapılırsa yapılsın çok severek yiyorum.Kabak deyip geçmeyelim bugün tarımda 800 çeşidi bulunuyor ve tüm dünyada tatlısıyla tuzlusuyla sofraları süslüyor.
Bu krepli böreği değişik içlerle de yapabilirsiniz.tavuklu, mantarlı, kıymalı...Ama kabaklı denemenizi tavsiye ederim.
malzemeler:
krep için:
1.5 su bardağı süt
4 tepeleme yemek kaşığı un
2 yumurta
tuz
içi:
3 adet rendelenmiş kabak
1 adet rendelenmiş havuç
kuru soğan
dereotu
sıvıyağ
beşamel sos:
1 su bardağı süt
1 kaşık un
2 yemek kaşığı tereyağı
tuz
kaşar peyniri
yapılışı:
öncelikle krepler hazırlanır.krep hamuru sizin de bildiğiniz gibi kepçeyle dökülebilecek koyu boza kıvamında olmalıdır.tarifte verdiğim süt ve un miktarlarında bardak ve kaşık büyüklüklerindeki olası farklılıklardan dolayı bu kıvama ayarlamak üzere ufak eksiltme ve artırmalar yapılabilir. yumurtaları bir kaba alıp çatalla biraz çırpıyoruz. unu ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. sonra yavaş yavaş sütü ekliyoruz.tuzunu da atıp yağlanmış ve ısıtılmış teflona kepçeyle döküp pişiriyoruz ve bir kenara alıyoruz. arada bir teflon tavamız çok ısındığında ocaktan kaldırıp havada sallayıp serinletiyoruz.böylece krepler daha güzel pişiyorlar.
şimdi de için hazırlayacağız.zetinyağında soğanları kavuruyoruz. rendelenmiş kabak ve havuçları ekleyip sularını çekene kadar pişiriyoruz. beşamal sos için unu yağda hafifiçe kavuruyoruz. sütünü ekleyip topaklanmasına izin vermeden karıştırıyoruz.
krepleri tek tek önümüze alıyoruz. ortalarına içimizden koyuyoruz.karşılıklı kenerlarını bohça gibi katlayıp katlı kenarlar alta gelecek şekilde tepsiye diziyoruz. hepsi bitince üstlerine beşamel sosu gezdirip kaşar peynir rendeliyoruz.tercihen üst rafı 170C ye ısıtılmış fırında böreklerimizin üstü kızarıncaya kadar pişiriyoruz ve hemen sıcak sıcak servis yapıyoruz.
HER HAKKI BLOGLARARASI KABAK TADI PROJESİNE AİTTİR. BU TARİFLE İLGİLİ HİÇBİR MADDİ TALEBİM OLMAYACAKTIR.

pelinin tavuklu salatası


bu tavuklu salatayı yapmak için internette bayağı bir gezindim. kimler nasıl yapmış baktım.sonrada evdeki malzemelerden uyumlu olabileceğini düşündüklerimle bir salata oluşturdum.sonuç harika oldu, en azından benim zevkime göre. ben nar ekşisi kullandım.
yalnız benim nar ekşimin ekşi-tatlı bir tadı var yani markette satılanlar kadar ekşi değil. o da salataya hoş bir tat kattı.siz soya sosu da kullanabilirsiniz.onun da çok uyumlu olacağını düşünüyorum.
malzemeler:
1 adet tavuk göğsü, haşlanmış ve didiklenmiş.
3-5 yaprak aysberg marul
1 bardak mısır konservesi
3 adet közlenmiş kırmızı biber , soyulup doğranmış( ben yazdan hazırlayıp dondurucudan çıkardıklarımı kullandım)
zeytinyağı
tuz karabiber
nar ekşisi

maş fasulyesi salatası



malzemeler:
1 su bardağı maş fasulyesi
1 su bardağı aşurelik buğday
yeşil soğan
maydanoz
taze nane
2 diş sarmısak
tuz
nar ekşisi
zeytinyağı
maş fasulyesi akşamdan ıslatılır . ertesi sabah haşlanır.
aşurelik buğday akşamdan bir taşım kaynatılıp ağzı kapalı bir tencere sabaha kadar bekletilir. sabah kullanıma hazırdır. siz daha pişmiş seviyorsanız biraz daha pişirebilirsiniz.
yeşillikler doğranır.tüm malzeme karıştırılır.

Friday, April 27, 2007

ilk marzipanlı pasta denemem




17 Nisan kızımın doğum günüydü.ben de Hollanda'dan gelen marzipan ve gıda boyalarımı kullanarakbir pasta yapmak istedim.İlk defa marzipan kulladığımdan biraz zorlandım. pastayı yaptıktan sonra marzipanla kapladım. marzipanı merdaneyle açmak çok zor oluyor. sürekli merdane ve masaya yapışıyor. Ama bunun kolay bir yöntemini EVREN den öğrendim. hamuru buzdolabı poşetinin arasına koyup açıyormuş, böylece de ne masaya ne de merdaneye marzipan değmiyormuş.Bir dahaki sefere ben de böyle yapacağım.ayrıca Evrenin blogunda bir kitaptan örnek verdiği marzipanlı süslemeleri görmenizi tavsiye ederim.(http://anneminmutfakokusu.blogspot.com/2006/09/marzipanla-ilgili-ikinci-yazi.html)

pastayı ise şöyle yaptım:
malzemeler:
1 paket kedi dili
1 paket kakaolu krem şanti
1 paket kakaolu tukaş pasta arası krema
1 su bardağı dondurulmuş vişne
2 çorba kaşığı greyfurt kabuğu reçeli
1 su bardağı ılık su
1 yemek kaşığı nescafe
1 tatlı kaşığı nişasta


öncelikle geçen seneden buzluğa attığım vişneleri buzluktan çıkarttım. hafif eriyince çekirdeklerini çıkartıp nişasta ve çok az (yarım çay bardağı kadar) su ile kaynayıncaya kadar pişirdim. yine kendi yaptığım ve pasta süslemelerinde kullanmak için sakladığım greyfurt kabuğu reçellerini doğradım.ılık suyun içine nescafeyi ekleyip karıştırdım.
kedi dillerini çabucak nescafeli suya batırıp çıkardım. yarısını bu şekilde yapıp yanyana dizdim. üzerine pasta arası kremayı sürdüm.soğuyan vişneli sos ve greyfurt kabuklarını da koyduktan sonra kedi dillerinin diğer yarısını da nescafeli suya batırıp üstüne dizdim. en son krem şanti ile üzerini kapladım. marzipan hamuruna gıda boyaları ile renk vererek açtım ve pastayı kaplayıp süsledim.

Friday, April 13, 2007

fırında patates



bu patatesi et ve tavuk yemeklerinin yanında garnitür olarak denemenizi tavsiye ederim.ben bunu 7-8 yıl önce aldığım BEKO nun dünya yemekleri kitabından öğrendim fakat tarifte kendimce bazı değişiklikler yaptım.size kendi yaptığım şekilde yazacağım.

malzemeler:
3 adet orta boy patates
3 diş sarmısak
1 su bardağı süt
1 tepeleme yemek kaşığı un
karabiber
tuz
yapılışı:
patatesler ince halkalar halinde doğranır. yağlanmış fırın kabına bir sıra dizilir.üzerine tuz ve karabiber serpilir sarmısakların bir kısmı doğranır.süt ve un karıştırılır, kaşıkla patateslerin üzerine bir kısmı dökülür.patatesler bitene kadar bu işleme kat kat devam edilir. en üste kaşar peynir serpilip fırına verilir.(fotoğraftaki benim patatesimde koymayı unutmuşum) süt miktarı patateslerle yaklaşık aynı seviyede olmalıdır. tarifteki miktar az gelirse sonradan biraz daha eklenebilir.

kabak dolması




Kabak benim en sevdiğim sebze.resimde gördüğünüz kabakları eşim karaman a gitmişti , oradan getirmiş.ben kabağın bu çeşidini ilk defa görüyorum .ama görür görmez de bayıldım .başka bir ismi var mı bilmiyorum ama ben tombul kabak diyorum bunlara.
bu güzel şeklini kullanarak dolma yapılabileceğini düşündüm. gerçekten de tadının yanısıra tabakta sunumu da harika oldu.fotoğraf çekme yeteneğim henüz fazla gelişemediği için ancak sizlere böyle fotoğraflıyabildim.
kabak dolmasının tarifi ise şöyle:
malzemeler:
10 adet tombul kabak
250gr kıyma
1 -1.5 çay bardağı pirinç
1 adet kuru soğan
yarım demet dereotu
1 çay kaşığı karabiber
tuz
yapılışı:
kabaklar yıkandıktan sonra sap kısmının altından dolmalara kapak olabilecek kadar bir kısmı kesilir. ayrıca ben görüntü açısından sapını kesmek istemedim fakat tüylü olduğu için çevresinden bıçakla soydum. daha sonra kabakların içi bir bıçak ve çay kaşığı yardımıyla oyulur. soğan ve dereotu doğranır, diğer bahsi geçen malzemelerle iyice karıştırılır . dereotu bence kabak dolması için bir olmazsa olmazdır.kabakların içi bu malzemelerle doldurulup kapakları kapatılır.tencerede yğ ile salça kavrulur. üzerine kabaklar dizilir. bir miktar su ilavesi ile kısık ateşte pişirilir.

Wednesday, April 11, 2007

zeytinyağlı çağla yemeği



çağladan da yemek olurmuymuş demeyin.gerçi bu tarifi ben de ilk defa yogurtland de okuduğumda böyle düşünmüştüm.geçen hafta evde o kadar fazla çağla vardı ki bunları ne yapacağım diye düşünürken bu tarif aklıma geldi ve hemen denedim.aslında yapılışı çok basit. bir adet kuru soğanı birkaç diş sarmısakla beraber kavuruyorsunuz. yıkanıp ortadan ikiye kesilmiş çağlaları ekliyorsunuz.birazcık şeker ve tuz birazcık da su ekleyip yaklaşık yarım saat pişiriyorsunuz. tadına gelince... ekşili şeylerden hoşlananlar için değişik güzel bir yemek olabilir. ama ben ekşi sevmem diyorsanız denemenizi tavsiye etmem. orjinal tarif için http://yogurtland.com adresine bakabilirsiniz. ben bir daha ki sefere içine nohut gibi başka şeyler ekleyip değişik birşekilde pişirmeyi planlıyorum.bu arada fotoğrafta gördüğünüz porselen tabağın benim için anlamı çok büyüktür bana rahmetli anneannemden kalmıştı , kim bilir kaç yıllıktır .hatıra olrak kalsın diye buraya eklemek istedim.
Sevgili Ceylan beni sobelemiş. soruların cevaplarını en kısa zamanda yazacağım.

Friday, March 16, 2007

papaya kurusu


dün eve giderken markete uğradım.organik ürünler satan bölümde neler var neler yok bir bakayım dedim.yukarıda resmini gördüğünüz papaya kurularını görünce hemen sepete attım.eve gelir gelmez paketi açıp tadına baktım. yiyince biraz hayal kırıklığına uğradım çünkü sade papayanın direkt kurutulmuş hali değıldi.şekere falan bulamışlar şekerleme gibi olmuş.gerçi damak tadı olarak yumuşacık , tatlı hoş birşeydi ama galiba ben doğal, takır takır kurutulmuş, meyvenin sadece doğal tadı hisedilebilen birşey beklediğim için hayal kırıklığına uğradım. ama çocuklar için çok iyi bir şeker alternatifi oluşturabilir.ben de sabahları nesfitim içine atıp yersem eminim çok güzel olacak.yanında çilek ve kavun kurusu da satılıyordu bir dahaki sefere onlardan da alıp deneyeceğim.

Sunday, March 11, 2007

iç baklalı kereviz

malzemeler:
1 su bardağı kuru veya taze iç bakla
2 orta boy kereviz
1 orta boy havuç
1 orta boy patates
kuru soğan
zeytinyağı
tuz bir tutam şeker

yapılışı:
Öncelikle benim gibi kuru iç bakla kullanacaksanız önceden ıslatılmış baklaları haşlayıp kabuklarını ayıklayın.
Zeytinyağında soğanları kavurup doğranmış kereviz, havuç , patatesler ve içbaklayı üzerine ekleyin.Bir tutam şekerle tatlandırın. Tuzunu ve 2 çay bardağı kadar suyu ekleyip pişirin.Önemli not: piştiğinde tüm suyunu çekmiş olmalı. Dereotu ile süsleyip servis yapabilirsiniz.

çıtır kek















malzemeler:


80g bitter çikolata( kare şeklinde olanlardan)
1 adet metro veya hindistan cevizli coco.. diye başlayan çikolatalardan
1yemek kaşığı tereyağı
1/2 su bardağı bal
150-200 g pirinç gevreği


yapılıışı:


pirinç gevreği hariç tüm malzemeler benmari usulü eritilip iyice karıştırılır.
azar azar pirinç gevrekleri eklenir.hepsinin etrafı sosla iyice bulanana kadar karıştırılır.kaşıkla pasta kağıtlarına koyulup buzdolabında soğuyup hepsinin birbirine yapışması beklenir.
gerçekten de adı gibi çıtır çıtır bir pasta.çocuklar da çok seviyor.